BANKADAN KOT PANTOLONA RENKLİ BİR TARİH: HAN DUVARLARI DİLE GELSE…

Halûk Uluhan x [email protected] Bugünkü Galata semti, geçmişte İstanbul’daki Cenova kolonisinin finans merkeziydi. Bankalar Caddesi diye bilinen Voyvoda Caddesi de o dönemin Wall Street’i… Şehrin ticaret merkezi ise Haliç’in karşı yakasında, Sirkeci-Eminönü ile Kapalıçarşı arasındaki bölgedeydi. Yani ticaret bir yakada finans diğer yakada. Osmanlı İmparatorluğu’nun bankacılık macerası da burada, hatta -adı üstünde- Eski Banka Sokağı’ndaki Saint Pierre Han’da (Sen Piyer Han) başlamıştı. Bugünkü haliyle bir ara sokağa sıkışmış taş yığını görünümündeki bu han hakkında yazılıp çizilecek çok şey var elbette. Ben burada bir ucundan başlayalım istedim. Bina, İstanbul’un fethinden sonra camiye dönüştürülen (Arap Cami) San Paolo/San Domenico Kilise ve manastırının akareti olarak yapılmış. Bir süre Fransız Ticaret Temsilciliği ve lojmanı olarak kullanılmış. Binanın cephesindeki mermer bir levhada Fransız İhtilâli’nde başı kesilerek öldürülen şair André Chénier’nin burada doğduğu yazılı. Duygusal şiirleri nedeniyle romantizm hareketinin müjdecilerinden sayılan André Chénier, henüz 32 yaşındayken Fransız İhtilâli sonrası yaşanan kargaşada devlete karşı geldiği için giyotinle idam edilmiş. Komploya kurban gittiğini savunan Chénier, giyotine giderken ellerini kafasına vurarak “Bunun içinde daha çok şey vardı” dese de duyan olmamış.

Yangın sonrası inşa

1770 yılında bir yangında zarar görmesi üzerine 1771’de, Fransa’nın İstanbul Büyükelçisi Saint Priest Kontu FrançoisEmmanuel Guignard tarafından aynı yere yeni bir bina inşa ettirilmiş. Ön cephesinde Fransa Krallığı ile Saint Priest Kontluğu’nun armaları bulunan bina, adını O Hüseyin Özdemir GÖRÜŞ 11 yakınındaki Saint Pierre Kilisesi’nden almış. İngiliz sermayesiyle 1856 yılında kurulan Bank-ı Osmani/Ottoman Bank’ın ilk yönetim ofisi de bu binadaymış. 1863 yılında İngiliz-Fransız sermayesiyle Osmanlı İmparatorluğu’nun resmi bankası ve hazinedârı olan Bank-ı Osmanî-i Şahane kurulunca, Ottoman Bank’a gerek kalmamış. Bina tasfiye edilmiş

Mimarlık büroları

  1. yüzyılın ikinci yarısından itibaren ağırlıklı olarak sigorta şirketlerinin temsilcileri tarafından kullanılan bina, daha sonra Osmanlı mimarisinin kalbinin attığı yer haline gelmiş. Saint Pierre Han’da 1910-1921 yılları arasında sekiz mimarlık bürosu açılmış. Odalar tek tek kiraya verilmeye başlandıktan sonra 37 yılda toplam 23 mimarlık bürosu bu handa faaliyet göstermiş. Marco G. Langas, Giulio Mongeri, Emilio Faracci gibi mimarlar işlerini buradan yürütmüş. En uzun süreli kiracılardan biri de İstanbul’un özgün art nouveau uygulayıcılarından Mimar Aleksandros Yenidünya olmuş. Dönemin en önemli İstanbul mimarlarından Alexandre Vallaury’nin ofisi de buradaymış. Vallaury, Galata’daki Osmanlı Bankası (Salt Galata) binası ya da Arkeoloji Müzesi veya Düyûn-u Umûmiye binası gibi İstanbul’un önemli yapılarını belki de burada tasarlamıştır, kim bilir? Bu ilginç bina zaman içinde önemini yitirmiş, görkemli geçmişini mumla aratan çeşitli imalathane ve atölyelere ev sahipliği yapar olmuş. Bobinajcısından polisajcısına, hardalcısından tekstilcisine kadar her türlü küçük imalatçının gözde mekânı olmuş.

“Kot” imalathanesi

Tophane’nin Salıpazarı denen kesiminde şimdi yıkılmış olan nargilecilerin hepsi 1980’li yıllara kadar “Amerikan Pazarı” olarak biliniyordu. Liman olduğu için herhalde, her türlü kaçak malı burada bulmak mümkündü. En gözde mal ise “Blue-Jean” idi. Bir Amerikan askerinin kirli gömleği, pantolonu bile burada para ediyordu. Terzilik mesleğinde kendisini geliştirmek isteyen, Muhteşem Kot ismindeki Balkan kökenli bir terzi çırağı, 1940’larda Fransa’ya giderek, dönemin en iyi terzi okullarından biri olan La Devezze Derox’ya yazılmış. Orada Amerikan malı blucinlerin kumaşını, kesimini ve dikimini incelemiş; bunun Türkiye’de tutacağını düşünmüş. Türkiye’ye döndükten sonra, kendi soyadıyla markalaştırdığı Türk tipi blucinleri burada üretmeye başlamış. Pahalı ve nadir indigo boyasıyla boyanmadığı ve taşlanmadığı için yer yer solmayan “kotlar” moda meraklısı gençler arasında pek sevilmedi. İmkânı olan blucinini ya yurt dışından getirttirdi ya da Amerikan Pazarı’ndan aldı. Ama lacivert rengi bir türlü açılmayan, açılsa da her yeri birden maviye dönüşen kotlar, fiyatı ve dayanıklılığı yüzünden özellikle de dar gelirli kesim tarafından oldukça benimsendi. 1960’larda günde 200 pantolonun üretildiği atölye, 1992’de kapandı. “Nereden nereye” diyor insan. Osmanlı İmparatorluğu Merkez Bankası’nda günün birinde kot pantolon üretileceği kimin aklına gelirdi?

Onarım çalışması

Saint Pierre Han, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Bahçeşehir Uğur Eğitim Vakfı’nın iş birliğiyle başlayan onarım çalışmaları ile “kültür ve sanat” alanı olmaya hazırlanıyor. Han’da geçici ve kalıcı sergi salonları, kütüphane ve atölyelerin yanı sıra konser salonları da yer alacakmış. Ben bu sokaktan geçerken piyano, arp, obua sesleri duymayı tercih ederim doğrusu. Hele bir de Umberto Giardino’nun operasından bir arya duyarsam André Chénier’i görür gibi olurum

 

Yorum yapın